NiHAN's profileNIHAN's spacePhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
March 31 sustumSUSTUM
Mücadele etmenin anlatılmaz yorgunluğunda,saatlerin isyanlarındayım;''beden'' yorgun...Yılların engellenmez yıpranma izlerini taşıyor;''ten'' yorgun. Hani diğerlerini bırak da bir yere;
Sevmenin erdem olmadığını anlamanın gözyaşlarında boğulmaya ramak kala;''ruh'' yorgun...
''Vakit tamam,hadi'' derken içerden bir yerlerden gelen sessissizliğe teslim olmaya anlar kala,hani sorulmadan''son arzun nedir'' diye geçirmeden önce yağlı ilmeği boynuma,''kimin zafer çığlıklarının oyuncağı oldu sözüm ona bana verilmiş bu ömür !!!'' diye sordum en seslisinden duyurabildiğim tüm canlılara.. Ve tamamdır vakit... Ve teslim oluyorum sana ey sessizlik... Al senin olsun tüm seslerim.. ................................
Döndüremiyorsa insan zamanı geriye,dönemiyorsa eski haline ve bulamıyorsa artık aradığı kişiyi bıraktığı köşede,bir işe yaramıyor peşinde ''di-li geçmiş,miş-li geçmiş'' kelimeleri sürüklemesi gittiği her yere. Geniş zamanların ağırlığı bölüyorsa uykuları,gelecek zaman ifadesiz ve solgun renklerle ulaşamayacak bir dala asılıysa, kurulan tüm cümleler pişmanlık ifadeleri taşıyorsa,''keşke''ler,''belki'' lerden ağır basıyorsa terazinin minik kefesinde... Sesleri kapı önüne atıp, sessizliği kucaklamak en doğrusu değilmidir? Teslim olmaların parfümü hep tektir nedense; eziklik kokar bedenler ve ruhlar. Ağır bir kokudur,bilir sürünenler; sabun, su arasan da arınmak için, temizlenemez insan yıllar yılı ... Kolay değil susmaların yanına yamacında bir yer bulup sığınmak zamana. İki ucu keskin bıçak misali, ya birden çöker üzerine, ezilirsin ağırlığı altında, ya da sustum zannedersin ağzından çıkan binlerce hecenin tsunami şiddetinde dalgaları arasında boğulurken, amansız anlarda... Sustum ben... Sustum gözyaşlarım akarken. Çığlıklar atarken yüreğim beynimin karşısına dikilip; verdiğim sözlerin altında ezilmeme yalanlarına sarılıp, ''gurur'' denen duygunun peşine düştüm.Bilemezdim ruha girdiği andan itibaren ''eşittir''leri peşi sıra sıralayacağını.. Bilemezdim en son eşittirin yanında ''AYRILDIK'' yazıp,yanına tek bir nokta koyacağını... Bilemezdim gün gelip ''sen'' ve ''ben'' üzerine kalemler sallayıp,yazılar yazacağımı... Bilemezdim yapılan hataları silicek silginin asla bulunamayacağını...
Al senin olsun tüm seslerim. Tüm sevinç ve üzüntü ünlemlerimi sana hibe ediyorum. Sustum...Susturdun... Konuşsam ne anlatacaktı ki bu yürek sensizliğe dair anıların karanlığında?En yalınından ''ayrılık'' bunun adı işte. Ağdalı cümlelerle süslesem yanını yamacını, daha mı ağır yaşıyacağım sanki özlemini? Ya da tek satırda ''gitti'' desem, 5 harfin satırlarda bıraktığı iz kadar mı olacak kalbimde bıraktığın acı? Sessizim artık. Reddediyorum harfleri birbiri ardına sıralayıp heceler, hecelerin toplamından kelimeler yaratıp, adına hediye etmeyi .Bitirdiğin gün beni, başlamıştı zaten baharın yaprak dökümü. Tüm sesli harfler bir araya gelip ötenazi haklarını kullandılar gözümün önünde. Durun diyemedim, engelleyemedim. Bakarken arkalarından mahsun ve çaresiz gözlerle, yitik dökük sessiz harflerimle kaldım bir köşede. Son bir gayret,umutları çarşaf misali bağlayıp birbiri ardına, kalan sessiz harflerle sesini varetmeye çalıştım günler günü... Beceremedim...Direndin..Direndim.. Sen kazandın;ben kaybettim.
Senin sayıların vardı nefeslerinin arasına serpiştirilmiş, benim seslerim. Sen sayıların dünyasında harfler aradın yıllar yılı umarsızca, ben harflerin arasına seni... Bulamadım...Belkide buldum da, tutamadım. Sonucu ne olursa olsun toplamaların ya da çıkartmaların, eşittir attıysan sonucun önüne, eşittirin yanına yazıyla tek bir kelime yazdım; SUSTUM... serseri March 17 SUSKUNUM SANAHangi şiire başlasam suskunum sana!!!
Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun; Güneşte kavrulan bir kum tanesi ; Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun ; Haykırabilsem... Belki bir nehir köpürebilir sesimde, Silinebilir kuraklığın bütün izleri , Upuzun çöller vadileşebilir içimde ... Hangi güzelliği özlesem suskunum sana !!! Yürek boşluğunda bir of kadar suskun ... Özlüyorum seni masmavi ... Koşuyorum sana bembeyaz ... Ve kahroluyorum bir anda kapkara ... Ah oluyorum ! Of oluyorum ! Ve susuyorum... Oysa haykırabilsem; Işık yumağı bir pınar olur soluğum ... Hangi türküye uzansam suskunum sana!!! Ağıt ağıt, özlem özlem suskun... Tut ki vurulmuşum; Aşktan ve kandan bir damla olmuşum; Bir saçlarının rüzgarına ; Bir de ağzının kıyılarına konmuşum; Hangi dalga silebilir beni senden ? Hangi kasırga koparabilir ? Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum ... Coşkuların her şahlanışında ; Sana deprem deprem susmuşum ... Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum !!! Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası; Sözlerinde baskı yasası yeter ; Hangi kavgayı özlesem suskunum sana !!! Zafer sabahlarında gece kadar ... Bayram sabahlarında yas kadar suskun ... Böyle güzelliklere de Böyle suskunluklara da lanet olsun !!!!! Al bu suskunluğumu al artık .... Al ki !!! Bütün gürültüler kahrolsun!!!! HAYATIMDAKİ TEK VE EN BÜYÜK EKSİK SENSİN
TAMAMLAMAK NE MÜMKÜN?
SERSERİ February 25 BENDEKİ SENGİTTİN...
Bu gidiş hiçbir kelimeye yakışmadı… Binlerce hece yokluğunla düş kırıklığında..!!! Yoksun!! Zaman hep isyankar yüreğimde… An be an aklındasın yüreğimin… Hayat hep seni sen geçiyor buralarda… Buralar… Buralarsa sessiz ve hasret varlığına… Varlığınsa musalla yokluğuma… Yokluğum!! Varlığınla anlamda… Bütün anlamlarımsa ‘SEN’ paranaaali cümlelerimde… Cümlelerim yarım… Yüklemsiz bir özneyim sensizlikte… Sensizlik!! Tükeniş, karanlık… Bir yaprağın dalından mevsimsiz düşüşü… Bir gülün boynunu büküşü… Ay’ın geceye küsüşü… Gece!! Yoksun diye hep var olan… Bitmek bilmeyen karanlık… Tükenmez yalnızlık… Yalnızlık!! Varlığın… Ben ben hep yalnızdım zaten… Yalnızım çünkü ‘SEN’ varsın… ‘SEN’!! Giden… Gitmesi gereken… El yüzlülere sevdalı… SEN!! Ayrılık… Hasret… Özlenen… SEN!!
Kalması gereken… Ama gitmesi gereken Ve gitmelerin en yakıştığı… Yollara sevdalı yolcu… ‘SEN’!! Tükenişim… Hasretim... Gözyaşım… Gülüşüm… ‘SEN’!! SEN… bitmek bilmeyen kaçışım… Bu kadar bendeyken Bu kadar SEN ’ ken Yoksun işte… Yoksun… Ve yokluğunla firarda harflerim…… serseri SANA DAİR HARFLERİM BULASTI YİNE KALEMİMEDilime dolanmış Adınla başlıyorum sonu gelmez satırların en başına.."
Sana dair harflerim, kalemimden akan mürekkebe bulaştı yine .. Silinmez bir daha ak sayfanın silüetinden.. Yazdığım her bir satır, keşkelerin dudağıma hapsolduğu buruk bir tebessüm suratıma çarpıyor senden yansıyanlarla.. Acıtıyor canımı, sızısı yakıyor genzimi, ağlamaklı oluyor gözlerim, yaşlar inat ediyor yanaklarımdan süzülmek için.. İlk defa pişmanlık duyuyorum oysaki.. Ve ilk defa kelimelerimin peşinden kalemimi isteyerek koşturuyorum.. -"Belki bir anda, bir virgülde veya ucu açık kalmış cümlemin sonundaki üç noktada seni yakalar umuduyla…" İkimiz için yazılmış senaryoda iki acemi aşığın üstlendiği rolün altında ezildik.. Yanlış zamanlarda, yanlış yerlerde repliklerimiz ezberimizi bozdu.. Rolümüzü yanlış oynadık.. Perde acımasızca kapandı yüzümüze,bir daha açılmamak üzere.. Üzerimize yıkılan dekorun altında kaldık.. Harab oldu duygular, ezildi umutlar, kırıldı can.. Ve can kırıkları batmaya başladı en can alıcı yerlere.. Kanıyor.. Kanatıyor.. Kan ağlıyor... "Bir zamanlar Canımın attığı "sen", canımı yakıyor artık..." Ya yakmalı senin için biriktirdiğim tüm harflerimi.. Ya da yazmalı... Kalemimle beraber bitene kadar "seni"… SERSERİ
February 22 özledim seniÖzlüyorum seni.
Gücüm yetmiyor unutmaya Özlüyorum Elini tutmayi sesini duymayi Boynuna sarilip omuzunda aglamayi Nedensiz sevinçleri Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi Özlüyorum Gücüm yetmiyor unutmaya Seni aramazsam unuturum sanmistim Girmez sanmistim hayalin beynime Geceleri düslerimde Gündüz baktigim heryerde seni Özlüyorum.. Renkler gitmenle soldu Kirmizi kirmiziligini unuttu Mavi maviliginin farkinda degil Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus Özlüyorum Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim Sensiz seninle olmayi basaracagim Sonun yaklastigini hissettigim gün Beyaz, bembeyaz mendilimi sallayarak Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek Seninle sonsuzluga kavusacagim.. __________________ SENİ SEVMEK İCİN SANA İHTİYACIM YOK BENİM![]() Varlığına alışmıştım tam sen gittiğinde. Yokluğun varlığından daha durgun daha huzurluydu. Sen yokken seni özlemek sen varken özlemekten daha az incitti beni. Ömür boyu yanımda olma sözlerini hiçbirzaman ciddiye almamış olmam sadece şansımdandı, yoksa seni sevecek kadar salaktım. Gidersin diye korkuyla geçen onca gece geçti, seni düşünerek. Sen asla gitmedin. Ama gelmedin de. Paylaşmayı daha küçük bir çocukken öğrenmiştim. Bilmezdim büyüyünce acıtacağını konu sen olduğunda. En son senin için çarptı bu kalp deli gibi. En son senin için gözlerim dalıp gitti uzaklara her gece olduğu gibi. Benim değildin belki ama. Hep sen, benimle tamamlanmış olan eksiklerine bakıp daha fazlasını isterken, ben sende yeni boşluklar yaşıyordum. Daha çoğunu isterken sen, bense yarımlarında kayboluyordum. Kaç kez vazgeç dedi bu yürek, kaç kez yolun kenarındaki ormana girip yok olmak istedi. Senin varlığını bilmek bile yeterken bana, sende kendimi yok hissetmek "yok olduğumdan başka" ne düşündürebilirdiki bana? Oysa düşünsene, ne coşku doluydu yüreklerimiz başlarken yeni bir hayata. Gecelerimizide, gündüzlerimizi de adamaya hazırdık birbirimize, koşulsuz, içten ve sımsıcak duygularımızla. Yaşadığımız her an unutulmaz, doyumsuz ve vazgeçilmez olacaktı. Sen bir sonbahar rüzgarında savrulmuş bir gül yaprağı bense taç olacaktım sana. Şimdilerde, kim savruluyor ve kim onu sarmaya çalışıyor karıştırıyorum artık. Ben bu uykuları, böyle uykuları unutalı çok olmuştu. Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu. Ama çok sürmez esaretim biliyorum, Içimdeki bu yenilginin acısı sürsede yıllarca, bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.Şimdi gitmek zamanı belki, geride yaşanmış yada yarım kalmış anları bırakarak. Sende tüm ürkekliğinle, tüm hatalarınla, tüm eksiklerinle, tüm haklı gördüğün yalanlarınla vede vicdanınla başbaşasın şimdi. Hepbir şeyler tamamlancak değil ya, bu da böyle yarım kalsın. Yine yanıldım. İlk acım değil ama en büyük acımsın. Sevmemeye yemin etmiştim kimseleri kendimden daha fazla sevmeycektm uğruna hiç bir şey feda etmeyecektim. SENİ SEVMEK İÇİN SANA İHTİYACIM YOK Kİ BENİM -serseri- February 19 BEN ÖLDÜM... GİDİŞİN KADAR...Hiç kimsenin yüreği sen olmadı.. Seni sen yapan ben olmadım Hiç kimsenin gözleri sen olmadı.. Gözümdeki hüznü bilmedi yağmurlar... Hiç kimsenin kimsesi olmadı senin kadar.. Sen bile sen olamadın benim kadar.. Hiç kimsenin yokluğu yok etmedi yaşamı. Yokluğu bir ben bilirim...gözlerin kadar.. Hiç kimsenin uzaklığı uzak olmadı bu kadar.. Evren bile sonsuz değil, yokluğun kadar.. Hiç kimsenin ölümü ölüm değil, senin gidişin kadar.. Sen bile bilemedin ölümü... Ben öldüm gidişin kadar... February 14 MEĞER NE ÇOKMUŞSUN BENDEiçimdeki onca kalabalığa rağmen yalnızım...Meğer ne çokmuşsun bende.Sen gittiğini sandın değil mi?Ben de öyle sanmıştım...Ama hayır...Her şeyinle kalmışsın, giden sadece bedenin olmuş.Ruhun bende kalmış, gözlerin bende...Hasretin bende kalmış, özlemin bende...Sen bende kalmışsın, ben yalnızlığın içinde...
Gözlerinin karasında şimdi gecelerim...Susuşlarının sessizliğinde hayallerim...Sessiz çığlıklar biriktiriyor yüreğim...Yağmura inat akıyor gözyaşlarım...Engel olamıyorum, engel olmak istemiyorum.Yüreğimdeki bulutların resmidir onlar.Onlar katıksız bir sevginin isimsiz şahitleridir.Dokunamam ki onlara...Onlar, bana senden tek hatıra. Yağmur yağıyor bugün yine.Yüreğimin en kuytu köşelerine vuruyor damlaları...Sen de böyle bir günde gitmiştin...Yine yağmur yağıyordu, yağmura karışıyordu gözyaşlarım.Sen anlamıyordun Kardelen.. Yüreğimden akanları yağmur sanıyordun.Bir sevgi daha yağmura karışıyordu ve damla damla eriyordu yürek...Gözlerimizin önünde bir bitiş sahneleniyordu ve son perdeyi oynuyorduk ikimiz.Peki ama neden bu kadar zordu "Hoşçakal" demek?Zordu ; çünkü senden sonra "Hoşça" kalmak mümkün müydü Kardelen, mümkün müydü?.. Sen yüreğimde, yüreğim avuçlarımda şimdi.Yaşanmamış zamanlar, can çekişen umutlar kaldı bu sevgimden geriye... Şimdi gitmelerin ve bitmelerin mevsimi...Yüreğimi alıp gidiyorum ben de.Yalnızlığımı da yoldaş yapıyorum kendime...Nereye mi?Yağmurların hiç durmadan yağdığı en uzak sahillere...Belki , belki oralarda, bu sevgimin şahitleri, yağmura anlatırlar beni, benim sana anlatamadıklarımı... Nihan Korkmaz February 10 O KENDİNİ BİLİYORKalbin kirlenmişti senin bir kere, Tıpkı sendeki ben gibi…! Sahip olamamamın acısını hissediyorum ilk defa, bakışlarımda hüzün saklı, birazcıkta nefret… Birazda sen işte.. Yine sen…! February 01 Sen acımıydın? Ben aşk sanmıstım...![]() Yalnış yollarda yürümekten, yürüyüp de bir menzile erememekten yoruldum!... Hep mi kanacak bu yürek!?... Hep mi kanayacak!?... Dinmiyor sızım... Kapanmıyor yaralarım... Ne halimden anlayan var, ne de bir yoldaşım.... Yalnızım.......! Yalnızlık en kara geceden daha kara!.. Aşk adına ne varsa, hepsi terk edip gitmiş beni... Öylece umutsuz, çaresiz, sessiz kalmışım... BEN ACIYI, SEVDA SANMIŞIM...!!! Hiç böyle olacağımı düşünmezdim oysa... Bitmez sanırdım! Tükenmez bilirdim! ''GİTMEZ'' derdim...! GİTTi...!!! Giderken geride bir enkaz bırakacağını bile bile gitti...! Ne kaldı şimdi bana acıdan başka!?... Susmaktan ve acıyı yaşamaktan başka, ne gelir elimden!?... ''Her aşk biter!'' derler ama; böyle yıkıcı, böyle yakıcı olması gerekmiyor ki bitişlerin... Hem benim AŞKIM bitmedi! Bitmeyecek de... Daha hiçbirşey yaşamadan, hayatı paylaşmadan nasıl bitsin!?... Bu yürek onun için atmaya devam ederken, nasıl tükensin!?... Yüreğim bir firara daha tanıklık etti işte!.. Hep hüzünle hatırlanacak dünler... Nasıl geçeceği meçhul bugünler ve gelmeyecek yarınları yaşamanın zamanı şimdi!.. ''Ondan bana ne kaldı!?...'' diye düşünüyorum da, aklıma yalanlardan başka hiçbirşey gelmiyor...! O mu daha çok USTAYDI, yoksa ben mi çok SAFTIM!?... Anlayamıyorum... Hiçbir soruya yanıt bulamıyorum! Al işte!... Yine ağlıyorum!!! Kelimeleri durdurmayı öğrendimde, birtek gözyaşlarıma söz geçiremiyorum...!!! Ben hayata ve aşka karşı üzerime düşen herşeyi hakkıyla yerine getirirken, böyle acı çekmek reva mı!?... Ya da gerçek hayat başka bir boyutta, bu gördüğüm rüya mı!?... Gittiği yerden dönse, ''Hata yapmışım!'' dese, sevdiğini söylese, geçer mi bu KALP AĞRISI!?... Diner mi AŞK ACISI!?... Korkuyorum acıya alışmaktan... Korkuyorum HER ACIYI SEVDA sanmaktan...!!! Şimdi böylesine zayıfken, böylesine kırılmışken, yine yalnış bir yola saparım ben!.. Yüreğimin sızısını dindirecek diye, yalnış kollara sarılırım!.. Sonra yine gelsin hüzün, gelsin acı... Oysa; AÇIM BEN SAF SEVDALARA! YALANLARA BULAŞMAMIŞ AŞKLARA!! İHANETLERLE ANILMAYAN İNSANLARA!!! AÇIM, HİÇ BİRŞEY BEKLEMEDEN SEVENLERE!!!! KALP GÖZÜYLE, GÖREBİLENLERE!!!!! DÜRÜSTLERE, GÜVENİLİRLERE!!!!!! Madem aşkım bu kadar korkutuyor herkesi, madem sevdamın büyüklüğünü görüp kaçıyorlar!!! ÖyLeyse ne ismim, ne cismim kalsın geride! Savrulup gideyim toz bulutlarıyla, hiçkimsenin erişemeyeceği topraklara...! Yeter ki acısız yaşansın....... January 31 söz bitti
Parçalandım..
SUSTUMSustum! ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor... sustum sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar, akıp giden nehir gözlerim konuşuyor yalnız! sustum! bin ah sürüp dudaklarıma sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne kimse görmüyor... saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum kimse görmüyor... Sustum! tuz basıp yaralarıma! içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına kalabalıklara gül döküyorum kimsesiz geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor... sustum! sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse görmüyor saçlarını kokluyorum mavi rüzgarların dudaklarını öpüyorum uçurumların içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara mendil silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor sustum sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman sustum yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse duymuyor ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor ben sustum acılar konuşuyor yalnız ben sustum susmuyor yüreğimi kavurup giden kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar bahar gelmiyor, kuşlar sevinmiyor yıldızlar küs güneş doğmuyor acı dinmiyor içimde binlerce masal kanıyor kimse bilmiyor sustum sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman...! YERİNE SEVEMEM...BİTTİM
Uzağında kaldım her şeyin, SEVGİNİ HELAL ETAğladığını gördüm düşümde,
|
|
|